logo

25 Kez Görüntülendi.
Cinler

Cinler, melekler ve şeytanlar gibi hafıza ve duyu organlarımızla kavrayamadığımız, görünmeyen-bilinmeyen varlıklardandır. Cinler hakkında, tüm yaratılanların yaratıcısı Yüce Rabbimizin insanlığa ulaştırdığı mesajların bir arada olduğu Kur’lahza-ı Kerim de  bilmemiz gereken ölçüde data verilmiştir.
Cinnin yaratılışı şu şekilde açıklama olunmaktadır:
“Cinleri öz ateşten yarattı. “(Rahman Suresi) ” Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.”(Hicr 27)
Kur’an-ı Kerim’de öbür lâfızlarda 32 yerde cinden bahsedilmektedir. Bunlardan 22’si cinn, 5’i cânn, 5’i de cinnet olarak geçmektedir;
Cinn :İsra (88), Kehf (50), Zariyat (56), Rahman (33), Araf (38,179), Neml (17,39), Fussilet (25,29), Ahkaaf (28,29),
Sebe (12,14,41), Cinn (1,5,6), En’am (100,112,128,130)
Cânn : Hicr (27), Rahman (15,39,56,74)
Cinnet : Hûd (119), Secde (13), Saffat (158) 2kez, Nâs (6)

“De ama: Cinlerden bir topluluğun  dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekte biz, hârikulâde güzel bir Kur’an dinledik. Dürüst yola iletiyor, ona iman ettik. Kimseyi Rabbimize asla karşılıklı koşmayacağız. Gerçeklik şu ancak, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.  Açıkçası bizim boş kafalı olanımız, Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz, lüzum ahali gerekse cinler Allah hakkında katiyen yalan söylemezler,  sanmıştık.  Şu da hakiki ama, insanlardan bir takım kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi her yerde diriltmeyeceğini sanmışlardı. Açık Konuşmak Gerekirse biz, göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, ateş huzmeleriyledoldurulmuş bulduk. Halbuki, biz onun bazı kısımlarında kulak vermek için oturacak yerler (bulup)oturuyorduk; ama şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen  bir alev  huzmesi buluyor. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?  Fiilen biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağı almak  üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk.  Şu gerçeği şüphesiz anladık ancak, biz  yeryüzünde bulunsak da Allah’ı âciz
bırakamayacağız, diğer yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız.  Açık Konuşmak Gerekirse biz, o hidayeti  işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse,  bundan böyle ne bir eksikliğe uğratılmasından ne de adaletsizlik edilmesinden korkar.   İçimizde,  teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan sapanlar da var.  Teslimiyet gösteren kimseler, dürüst yolu arayanlardır. Yargı yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.” (Cinn Suresi 1-15)

“Ihanet Etmek için birbirlerine çekici sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahrete inanmayanların kalblerinin o sözlere  yönelmesi, ondan memnun olması ve kendilerinin isledikleri suçları islemeleri için böyle  yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak.”
(En’am Suresi 112-113)

” Allah hepsini toplayacağı gün, “Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınz” der, insanlardan onlara uymuş olanlar, “Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize ödev ettiğin surenin sonuna ulaştık” derler. “Cehennem, Allah’ın  dilemesine   ast olarak, temelli kalacağınız durağınız” der. Açık Konuşmak Gerekirse Rabbin hakimdir, bilendir.  Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü öteki bir kısmına bu nedenle musallat ederiz. “Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmamızdan siziuyaran peygamberler gelmedi mi?” “Kendi hakkımızda şahidiz” derler. Dunya hayati onları aldattı da inkârcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.” (En’am Suresi 128-130)

“Cinleri öz ateşten yarattı. O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?”(Rahman Suresi 15-16)

“Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz  yetiyorsa geçin. Ama büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.”   (Rahman Suresi 33)

” Sabahleyin gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da  Süleyman’a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından su baskını gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden  sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.  Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar değin (geniş) leğenlerden, değişmez  kazanlardan ne dilerse  yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!  Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, oysa değneğini yiyen  bir ağaç kurdu gösterdi.(Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü cefa içinde kalmazlardı.  ” (Sebe Suresi 12-14)”

Bu bilgiler aracısız olarak ve işaret aracılığıyla verilmekte. Hadislerin ışığında açıklanma gerekirse insan güya varlıklardır. Yeryüzünde yaşadıkları gibi göğe de yükselebilirler. Bizim anladığımız manada ateşsel değil ışınsal yaratıklar olması muhtemeldir. Işığın enerjiye dönüştürülmesinde sağlanacak ilerlemelerle birlikte onlarla ilgili bir sır perdesininde kalkması beklenilmektedir.

Cinlerinde erkeği ve dişileri olduğu gibi onlarda ürerler ve ölürler. Zihin ve irade sahibidirler. Onlar da insanlar gibi dikte ve yasaklara uyarlamak Allah’a ibadet etmek için yaratılmışlardır. İnsanların peygamberleri onlarında peygamberleridir. Cennetle de nimetlendirilecekleri olduğu gibi Cehennemle de azablandırlacak olanları vardır.

Yeryüzündeki çalışmaları devam etmekle beraber, peygamberimizden sonragökyüzüne çıkıp data edinme girişimleri, koruyucu melekler ve  delici alevlerle engellenmiştir.

Öbür kültürel seviyelerdedir. Hz.Süleyman devrinde ileri derecede bilimsel ve sanatsal etkinlikleri görülmüştür. Ordu da yer aldıkları gibi, mühendislik, fayda ve dalgıçlık görevi yapmışlar, heykeller, büyük havuzlar ve sabit kazanlar inşa etmişlerdir. Günümüzde laboratuvar düzeyinde çalışmaları yapılmakta olan, eşyanın ışınlamasına sahip bilgiyi onlar bundan üçbin yıl önce elde etmişlerdi. Geçen bu dek süre içinde teknolojilerinde ilerleme kaydetmedikleri düşünülemez elbette. Çağımızda görüldüğü söylenen ufolar, uçan daireler, merihliler’i n onlar olmadığı ne umulan. Yeryüzü medeniyetine katkıda bulunduklarını veya bulunacaklarını, Hz.Süleyman örneği önümüzde iken söylememek mümkün mü?

Işınsal karoser yapılarından kaynaklanan hızları, engelleri aşma özellikleri yönündeki üstünlüklerinin yanısıra, mantık ve muhakeme yönünden insanlardan hayli geridirler. Fakat insanların anarşi tümdengelim, kan dökme gibi bazı olumsuz özellikleri daha belirgindir.
” Hatırla ama Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan  dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi her hâlükarda ben bilirim, dedi.” (Bakara 30)

Cinler, ne geleceği bilerler ne de kendileri dıştan olan olayları bilebilirler. Gayb bilgisi Allah’a mahsustur.
“De ancak: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne vakit diriltileceklerini de bilmezler” (Neml Suresi 65). Medyum, cinci ve falcıların yoluyla onlardan edinilecek gelecek ve geçmişe ait bilgilerle hayatı yönlendirmeye cüret etmek onlara ibadettir, ilkelliktir, devir dışılıktır. Allah Resulü’nün ifadesiyle Kur’lahza-a inançsızlıktır, inkara yuvarlanmaktır. Öyle ya da onlardan alınacak bilgiler İslam hukukuna kadar geçersizdir. Doğruların içine ekledikleri yanlışlara güvenilebilinir mi? Hangisi dürüst hangisi yanlış bilinebilinir mi? bir defa bir ikileme düşüldükten sonra çıkılabilinir mi?

Cinlerin insanları görmelerine bir mani yoksa da ceset yapılarımızın farklılığı nedeniyle insanların onlarla işitilebilir ve görülebilir maddesel bir beraberliğe girmelerinde engeller bulunmaktadır. Bunun yanı sıra peygamberler ve seçilmişlerin kendilkeri ile görüştükleri gerçektir. Doğruluklarına bundan böyle az daha kuşku duyulmayacak şekilde çoklukla yaşanan, olur ya de siz şu satırları okuyanlarında yaşadığı ve yaşanmaya sürekli olaylar, bir cin maskaralığı olan ruh çağırma oturumlar ve sözde müşahedelere dayanan değişik TV kanallarının gizemli adlar altında yayınladıkları istisnai olaylar  insanlarla cinler aralarında ilişki kurulabileceğine bir delil olarak niye kabul edilmesin fakat?

bu vesileyle unutulmasın fakat, onların daima görülmez olmadığını düşüncesine saplanmayalım. Bazı şeytanlaşmış insanların varlığı malumlarınızdır. Bu herif insanlardan Allah’a sığınılması Kur’lahza da açıklanmaktadır.
“O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine (kötü fikirler) fısıldar.  Gerek cinlerden,lüzum insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah’a sığınırım!” (Nas 4-6)
Bilmediğimiz yöntemlerle hasar verme kapasitesine sahip şeytanlaşmış cinler endişe verebilir, kalplerimize şer tohumları ekebilirler. Dinimizde haram olan büyü türü işleri oyunlarına alet edebilirler.  Ama şu unutulmamalıdır fakat  mahiyeti bilinmeyen fısıldamalar dışarıda hayatımıza müdahale yetkileri yoktur. İnançlarını yaşamış, Allah’ı zikreden ve kendilerinden Allah’a sığınan müminler üzerinde cinlerin hiç mi hiç etkileri yoktur.
“Kur’lahza okuduğun zaman o kovulmuş  şeytandan Allah’a sığın!  Reel şu ancak: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üstünde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ama onu arkadaş edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlaradır. Kur’an okuduğun süre o kovulmuş  şeytandan Allah’a sığın! ” (Nahl 98-100)
Bilinmelidir oysa cinlerin muminleri, insanların müminleri gibi bizim kardeşlerimiz, dünya ve öbür dünya dostlarımızdır.

Bizler gibi mükellef varlıklar olan cinler kendileri gibi soyut olan, karşılıklı düşmanlarımız olan şeytanlar tarafından saptırılmaya çalışılmaktadır. Görrünmez olmalarından nedeniyle onları birbiriyle karıştırmamak lazımdır. Şeytanlar cinlerden ayrı olup şerlere odaklanmış varlıklardır.

Varlıkları peygamberimiz kadar açıklanan cinler aleminin hayvanları, mükellef varlıklar olan cinlerle karıştırılarak cinlerin yılan ve köpek gibi suretlere girdikleri  yanılgısına düşülebilimnmektedir. Allah’a muhatap olma yüceliğine erdirilmiş, Kur’lahza insanı olmaya namzet varlıklar olan sorumluluk sahibi cinlerin hayvan suretlerine sokulup korku salınması maalesef hadislere kadar sokulabilmiştir.

Bir öteki aldatıcı husus da bir takım hadisler de hastalık etkeni olarak gösterilen ve görünmez olma nitelikleri sebebiyle kendilerine görünmez varlıklar anlamına cin denilen mikroplar türünde varlıkların, mükellef varlıklar olan cinleranlamına algılatabilmesidir. Bu bir hatadır, bu hataya düşmemelidir.

KONU HAKKINDA YORUMUNUZU YAZIN
10+10 = ?