logo

0 Kez Görüntülendi.
Bahar Destanı

Bin izz ü naz ile eyyam-ı bahar

Kuh-u nezaketten gösterdi seri

Kahraman zemheri efe ruzigar

Çekti taburunu kıldı seferi

Çiğdemle menekşe bir nice eyyam

Soğuk korkusundan sürmedi ahkam

Teşrifine hasret çekerken encam

Nevruz sultanının geldi haberi

Asrında ıspanak geldi zuhura

Hak kısmet eylesin ehl-i gurura

Müflisleri soğan bahr-i gurura

Gark etti lutufla çok derbederi

Ardınca yetişti pırasa zeybek

Baş açık eğninde sade bir gömlek

Donu yeşil sakal beyaz hem seyrek

Şeyh söğüt kuşatmış ona kemeri

Kara gözlü uzun ayaklı laklak

Nagah gelip çaldı kapıyı tak tak

Haremsarayına girdi daltaşak

Topladı başına hep serçeleri

Halvethanesinden ibibik hala

Nevruz’u görünce oldu budala

Belinde peştemal başında vala

Naz ü nezaketle çıktı dışarı

Baş kaldırdı marul bak o esnada

Yeşil came giymiş geldi piyade

Sirke yoğurt zeytin sarımsakzade

Çıktı istikbale bu dört kemteri

Sümbül kaküllerin döktü gerdana

Açtı nikahını girdi meydana

Selam verip susam durdu bir yana

Erguvan da geldi girdi içeri

Gördü menekşeyi müflis nüması

Aldı aguşuna gecesafası

Kara yüzlü pire başlar belası

Tahta kehlesiyle çekti askeri

Baş eğmiş rüku’da ezhar-ı yıldız

İbadetle meşgul geceyle gündüz

Kendi aleminde dervişan Nevruz

Varıp dağbaşına atmış minderi

Baş açık karanfil ruy-ü semaya

Açıp nikahını durmuş duaya

Hüsnüyusuf gibi bin mehlikaya

Hükmeder çiçeğin bu seraskeri

Yeşil hil’atlere gark olup zambak

Gösterir Mansur’a sırr-ı Enelhak

Bunlarda bu sırrı görmiyen ahmak

Noksandır imanı kılsın hazeri

Sarı şebboy ile beyaz gülizar

Sarmaşdolaş olmuş bu iki dildar

Kuşe-i uzlette fesleğen nigar

Mest eder mestane ehl-i dilleri

Zib-i tavus gibi solmaz çiçeği

Rengarenk urunmuş nakşı ipeği

Kadife denilen gözler bebeği

Devr eder estikçe seher yelleri

Kuşattı dünyayı türlü çiçekler

Hayrette kaldılar cümle melekler

Hasretin çektiğim sivrisinekler

Takmış takıştırmış geldi hançeri

Başladı şiddetle esmeğe poyraz

Yoktan peyda oldu cüzi bir ayaz

Çıkageldi hemen kırlangıç cambaz

Haşir neşir dedi geçti ileri

Gelir gök yüzünden nara-i Ya Hak

Nedir diye baktım gördüm hep çaylak

Yağlı kurşun gibi imanı çıplak

Pervaz edip gelir gayet haşarı

Geldi o biçare seyyah akbaba

Koymamış geçmedik şehir kasaba

Başında kargalar gelmez hesaba

Kimi gak gak git der kimi ileri

Başladı geçmeğe turna taburu

İbretle kim baksa aklın şaşırı

Karakuş denilen imanı kuru

Geçti önlerine çekti neşteri

Divane turnalar tuttu bir feryad

Bozdu saflarını o kafir cellad

Meyus oldu ahır misal-ı Şaddad

Geri geldi ol hep kuşlar kaşmeri

İnci gibi aktı ab-ı revanlar

Seyrana çıktılar taze civanlar

Elvan elvan açtı cümle fidanlar

Saçtı yer yüzüne miski amberi

Gark oldu bir gece ziyaya dünya

Safbeste bülbüller oldular nüma

Yıldız böcekleri önünce zira

Sahn-i gülistana çekti feneri

Yeşerdi bülbülün ziyaretgahı

Canan illerinin açıldı rahı

Uyarıdı uykudan har-ı siyahi

Çekti bülbüllere karşı teberi

Düştüler feryad ü zara bülbüller

Hazır etti cismin nara bülbüller

Garip garip bakıp hara bülbüller

Melül mahzun gezer zir ü zeberi

Uyandı bülbülün zarına güller

Arz-ı cemal etti yarına güller

Yandı bülbüllerin narına güller

Kafir dikenlerden yangın ciğeri

Güller güftar eder bülbüller ağlar

Bülbüller zar eder hep güller ağlar

Güller firar eder sümbüller ağlar

Tuttu gülistanı matem sereri

Maşukundan cüda düşen aşıklar

Nice ah etmesin bağrı yanıklar

Ağyar dedikleri zu’mu fasiklar

Helak etti nice şab ü kibarı

Hakikat yarına çekenler hasret

Gülzar-ı fenaya eylemez rağbet

Eğer bir aşıkta var ise gayret

Varsın pervaneden alsın hüneri

Akıle mizan-ı hikmet bu dünya

Münkire esbab-ı ibret bu dünya

İnsana bir büyük nimet bu dünya

Bu yerden açılır maksadın deri

Hamdolsun bahara erdik Kadriya

At sürüp meydana girdik Kadriya

Şeş çehara beş yüz verdik Kadriya

Tarih ettik girdiğimiz zararı

KONU HAKKINDA YORUMUNUZU YAZIN
3+5 = ?